“Her Lider Bir Sanatçıdır!” Peki Ya Geri Kalanlar?

Harvard Business Review’den Michael O’Malley liderliği “en hakikisinden” bir sanat olarak tanımlıyor ve “her lider bir sanatçıdır” sloganını davranışsal argümanlar üzerinden savunuyor.* Rasyonalitenin yüzyıllık bir çınar gövdesiyle dinamizmini yitirmeye başladığı 21. yüzyılda, postmodern yaklaşımlar yönetim anlayışlarına yeni soluklar kazandırabilir. Fakat bu akımlar henüz iş yapma biçimlerini sistemleştirememiş organizasyonlarda karşılık bulabilir mi? Yöneticiliğin irrasyonel yönüne vurgu yapmak, kademeler arası güç dengesinin sağlanamadığı durumlarda yönetici-çalışan ilişkisinin demokratik zeminini koruyabilir mi?

Her yöneticinin aynı zamanda bir sanatçı olduğunu kabul etmek, yöneticilik tanımlarımıza sanatın doğası gereği soyutluk ve subjektiflik ekliyor. Bu durum organizasyonlarımız için esnek karar verebilen ve yeni çözümler üretebilen yöneticiler yetiştirmenin önünü açarken, kimi otoriter yöneticilerin de “sanatçı kostümü” arkasına saklanarak güçlerini meşrulaştırma çabalarına ortam hazırlayabilir.

O’Malley bir liderin gerçekten “liderlik sanatı”na sahip olup olmadığını ölçmek için 12 kriter öneriyor.** Fakat sanatçı ruha sahip olan kişi lider iken, organizasyonun geri kalanının liderin sanatçılığını nasıl sorgulayacağı konusu biraz muğlak. Yeteneğine vurgu yapılan lider yapı içerisinde farklı düşünebilen ve diğerlerinin göremediğini görebilen olarak resmedildiğinde, istemli veya istem dışı olarak üzerinde bir sorgulanmazlık zırhı beliriyor. Bir şekilde yapı içerisinde üst konumlara ulaşmış birinin, kalıplaşmış liderlik algısını kullanarak kararlarına “keramet” atfetmesi tehlikesi ortaya çıkıyor. Liderin elinde bulundurduğu algı gücüne karşılık çalışanlara veya organizasyonun geri kalanına yönelik tanımlarımız sıradanlaştığında ise güç dengesinin gittikçe hiyeraşinin tepesine kaydığı bir tahakküm sistemi temelleniyor, daha kötüsü organizasyon içerisinde meşrulaşıyor.

Eğer niyetimiz sorgusuzca yönetilen kurumlar oluşturmaksa, tek başına liderler yetiştirmek işlevsel olabilir. Fakat ben, O’Malley’in liderliğe yönelik kriterlerinin bir ideal-tip tanımı olduğunu düşünüyorum. Bu kriterler gerçekten de organizasyonlara liderlik yapan kişilerin etkinliğini ölçmek için etkili birer araç olabilir. Nitekim aynı kriterler yapının tüm kademelerinde görev alan insanların niteliklerini ölçmek için de kullanılabilir. Vurguyu bütünün tamamına yapmak, daha uzun vadeli olsa da daha sağlıklı ve insani sonuçlar verebilir. Organizasyonlar içerisinde yenilikçi, eleştirel düşünebilme becerisi ve sanatsal bakış açısı yalnız liderler için değil, istisnasız her birim ve birey için gerek şart. Hem O’Malley’in makalesinde ortaya koyduğu kriterlerin etkinliğini sorgulayabilecek bir taban oluşturabilmek, hem de kurumlarımızda bütüncül gelişme ve güçlendirmeler sağlayabilmek için.

Önümüzdeki günlerde kriz ve teyakkuz içerisindeki Avrupa ekonomisinden benzer serzenişler duyabiliriz. İhtimaldir ki kriz sorumlusu yönetici ve liderler arasından da “durum bakalım, herşey kontrol altında, bizler sanatçı vizyonuna sahibiz, var bir bildiğimiz…” çıkışlarını sürdüren isimler olacaktır. Bu süreçte bizim, gelişmekte olan bir toplum ve ekonominin üyeleri olarak, neyin gerçek ve iyi, neyin spekülatif ve sanal olduğu konusunda her zamankinden daha fazla düşünmemiz gerekiyor. Modern çağa çalışan hakları ve denetim mekanizmaları konusunda etkin ve insani sistemler kazandırmış ekonomilerin durağanlaşan motiflerini eleyebilmemiz, kendi metodlarımızda sosyo-kültürel olarak toplumsal yapıyla uyum sağlayacak yeni motifler üretebilmemiz gerekiyor. Belki de en önemlisi; bu süreci bir sorumluluk olarak algılamamız, liderin sanatına değil, her deseniyle bütüncül bir yapıyı temsil eden kendi sanatımıza talip olmamız gerekiyor. İşletme biliminde çokça kullanılan bir benzetmedir; organizasyonlar orkestralara benzetilir. Öyleyse sormak gerekir: Orkestrada tek sanatçı şef midir?

*O’Malley, M. “Every Leader is an artist”, Harvard Business Review Blogs içinde;
http://blogs.hbr.org/cs/2012/08/every_leader_is_an_artist.html (Son erişim tarihi: 31 Ağustos 2012)
**Niyet, odaklanma becerisi, mesleki yeterlilik, yöntem, temsil, hayal gücü, güvenilirlik, sorumluluk, iş tatmini, insan-merkezlilik, durumsallık ve eleştirel düşünebilme.

(!) Bu yazı ilk kez, değerli hocam Doç.Dr. Selim ÖZDEMİR tarafından hazırlanan Motivaspirin isimli blogda yayınlandı. Gösterdiği teveccüh için kendisine teşekkür ederim.

İşletme Yönetimi

Leave a Reply